Ay Yılı Takvimini Kim Bulmuştur? Bu Konuda Biraz Eğlenelim
Hayatımda hiç bu kadar karmaşık bir soruya takıldığımı hatırlamıyorum. Ay yılı takvimini kim bulmuştur? diye bir soru sordular ve ben de hemen tabii ki “Google” dedim. Ama sonra bir düşündüm, “Hadi ya, bu kadar basit olamaz!” dedim. Hani bazen sorular insanı düşündürür ya, işte tam öyle bir şey oldu. İnsanın kafasına takılıyor çünkü “Ay yılı takvimi” öyle bir şey ki, insan düşündükçe, “Bu işin içinde bir hikaye var mı acaba?” diye merak ediyor.
Ay Yılı Takvimi ve Zamanın Büyüsü
İzmir’de, bir kafede arkadaşlarla oturuyoruz. Ortam gayet sakin, bir şeyler içiyoruz, derken bir arkadaşım felsefi bir soruyu ortaya atıyor: “Ay yılı takvimini kim bulmuştur?” Yani, düşündüm de, böyle bir soruyu sormanın biraz da kurnazlık içerdiği çok belli. “Hadi bakalım, şimdi hepimiz birer bilim insanı oluyoruz!” diyerek soruya başladık.
Birçok insan, günümüzde kullandığımız takvimlerin çok basit bir şey olduğunu düşünebilir. Ama işin aslı, insanlar binlerce yıl önce zamanı nasıl ölçtüklerini çözmeye çalışırken, gerçekten çok garip şeyler denemişler. Hani, o zamanlar internet falan yok, “Bana bir astronot linki at!” demek mümkün değil. Ama bu kadar basit şeyler, zamanla bir takvim haline gelmiş. Hadi gelin, biraz bu “ay yılı takvimi” işine bir göz atalım.
Ay Yılı Takvimi Kim Tarafından Bulundu?
Şimdi, biraz ciddi bir şekilde konuyu ele alalım. Ay yılı takvimi, adından da belli olduğu gibi, Ay’ın döngüsüne dayalı bir sistem. Bu takvim, Ay’ın Dünya etrafındaki bir tam dönüşünü yani bir ay döngüsünü esas alır. Eski uygarlıklarda, özellikle Mezopotamya ve Mısır gibi yerlerde insanlar, bu döngüleri çok dikkatli bir şekilde gözlemleyip, takvimlerini bu doğrultuda oluşturmuşlar.
Ama tabii burada herkesin katkısı var, dolayısıyla tam olarak “kim buldu?” sorusuna verilecek net bir cevap yok. Bazı tarihçiler, ilk ay yılı takvimini MÖ 3. binyılda, Mezopotamya’daki Sümerler’in oluşturduğunu söylüyor. Ama belki de bu soruya cevabı ararken aklımıza gelen ilk kişi, Babilliler olurdu. Çünkü onlar, bu tür astronomik gözlemler konusunda gerçekten iyiydiler. Hani, bir nevi takvimi bulmuş olmalarına rağmen “Ay takvimini kim buldu?” sorusu o kadar karmaşık ki, tarih boyunca her uygarlık bu konuda katkı sağlamış.
Böyle bir şeyi bulmaya çalışan ilk insanlar da bence biraz kafayı yemiş olmalı. Nasıl ki bir arkadaşınızın “Ayak bileğim ağrıyor” dediği an, siz hemen Google’a “Bilek ağrısı nedir?” yazıp hastalık listesini karıştırıyorsunuz, eskiden de insanlar, gece gökyüzündeki Ay’a bakarak, zamanla ilgili çıkarımlar yapıyordu. Ama tabii o zamanlar, “Ay yılı takvimi kim bulmuştur?” gibi soruları cevaplamak için bugünkü gibi hemen Wikipedia yoktu, felsefi tartışmalar da çok daha derindi.
İçimden Geçen Düşünceler
Bütün bunları düşündükçe, “Ay yılı takvimi kim bulmuştur?” sorusunun içinde bir hikaye olduğunu daha çok fark ediyorum. Ama bunu sadece bilimsel açıdan düşünmek de bana fazla sıkıcı geliyor. Düşünsenize, zamanında insanlar sabah uyanıp, “Bugün Ay’ın hangi pozisyonda olduğunu bilmem lazım, yoksa takvimi kaçırabilirim!” derken, bizler şimdi kalkıp telefonun saatini açıyoruz, bir bakıyoruz: “Ohhh, bir saat uykuyu daha kazandık!”
Bir de sosyal hayatta çok komik durumlar oluyor. Mesela arkadaşlarım sürekli ayda bir, “Ay takvimi ne zaman değişecek?” diye şaka yapıyorlar. Aslında burada biraz da hepimizin nasıl birbirinden farklı baktığı var. Kimi insanlar için takvim, çok basit bir işlev görürken, kimisi için oldukça felsefi bir mesele. Hatta şöyle bir şey düşündüm; eğer bir gün “Ay yılı takvimi kim bulmuştur?” sorusunu gerçekten tartışacak olsam, tartışma biraz şöyle ilerlerdi:
Ben: “Ya, biliyor musunuz, ilk ay yılı takvimini Sümerler bulmuş.”
Arkadaşım: “Hadi ya? O zaman onlara Ay’ı izlemek için teleskop mu vardı?”
Ben: “Yok canım, daha çok gözlemlerle yapıyorlardı. Yani, teleskop olsa da 3 bin yıl önce kullanılmazdı zaten.”
Arkadaşım: “O zaman yine de işin içinde bir bilim insanı olduğunu kabul ediyorum.”
Ben: “Evet, her şeyin başı bilim insanı olmalı. Ay’ı izleyen ilk bilim insanı da takvimi bulmuş.”
Yani, demek istediğim şu ki; Ay yılı takvimi sadece bir tarihsel kavram değil, her birimizin bakış açısını etkileyen bir şey. Biraz daha derin düşündüğümüzde, bu takvimlerin aslında nasıl ve neden oluştuğuna dair çok daha fazla şey keşfedebiliriz.
Sonuç: Takvimle Barışmalı mıyız?
Bir noktada takvimlere, özellikle ay yılı takvimine takılmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Belki de insanlar, sabah Ay’ın hangi konumda olduğunu ve takvimi nasıl bulacaklarını düşünmektense, biraz daha rahat olmalı. Ama şunu da unutmamalıyız ki, ay yılı takvimi kim tarafından bulunmuş olursa olsun, takvimler bir şekilde zamanı doğru bir şekilde anlamamıza yardımcı oluyordu. Ve biz de hayatı daha düzenli bir şekilde yaşamak adına onları kullanıyoruz.
İzmir’de, sokaklarda yürürken ya da arkadaşlarla bir kafede otururken, zamanın nasıl geçtiğini düşünmek, takvimlere kafa yormak her zaman komik bir durum yaratıyor. Ancak bir şey net: Takvim, insanlık tarihinin derinliklerine inen bir keşifti ve kim ne derse desin, bu soruya hala tam bir cevap bulmak zor.